Eylül 28, 2007

Yeni sloganımız ne olsun?

Bir derginin ismi kadar, isminin üstünde bulunan sloganı da önemlidir. Bayide görenlerin derginin tonunu ve içeriğini anlayacakları bir slogan olmalı. Çarpıcı, akılda kalıcı ve etkileyici olmalı. Ve bu kararı vermek için, uzun süre düşünmeli.

Şu ana kadarki koşturmacamız içinde, bu sloganı düşünecek vaktimiz olmadı ne yazık ki. Ama bir noktada kafa yormamız gerekecekti ve sizlerden o noktada bize yardım istiyoruz. Tavsiye ettiğiniz isimlerle, bizim düşündüğümüz ismi değiştirdiniz. Şimdi de yeni dergimiz Oyungezer'in sloganı için bir beyin fırtınası bekliyoruz sizden. Haydi bakalım, nasıl fikirler çıkacak sizlerden

Not: "Derginin sloganı da ne ola ki?" diyorsanız, Level'ın sloganı, logonun üstünde yazan "Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi" idi.

Haftanın zaman katili: Jets'n'Guns

Sabah sabah Fabuloso! Hızlı bir update yapayım dedim derginin durumuyla ilgili de (saat: 04:56)

Web sitesi ve forum: Yapım aşamasında.

Dergi: az sayıda kanuni işlem kaldı. Kesemize uygun matbaa ve kağıt bulmak tahmin ettiğimizden zormuş! (Mani, mani, manniiii! diye dolaşıyorlar da ortalıkta :)

***
Evet, update bu kadar. Gelelim bu haftanın zaman katiline: Son 1 aydır MoH: Airborne ve Bioshock gibi güzeller arasında "ehi mehi" diye gidip gelirken, bir ufaklık da zamanımı çalıyordu: Jets and Guns. Gold Edition'ı da piyasaya çıkan bu "indie" yapım oyun, bana Amiga zamanlarından beri hasret kaldığım bir tadı yaşattı: Kaliteli, her öldüğünüzde sinirden masayı yumrukladığınız bir shoot'em'up oynamayı.


Jets'n'Guns, yeni jenerasyonun "abaooov bu neymiş?!" diyerek kaçtığı (başka şeyler söyleyerek de kaçıyor olabilirler, kuşak farkından ben bilemem) soldan sağa uçarak önünüze geleni vurduğunuz klasik bir shoot'em'up. Ama benzeri hemen her oyundan daha tok bir oynanış, daha bir "tam bir oyun" hissi veriyor. Topladığınız puanlarla yeni silahlar ve gemiler alıyor, bunları geliştiriyorsunuz. Daha gelişmiş silahlar daha fazla ısı ürettiğinden, gemiye soğutucu alıyorsunuz. Uzaydaki katliamınızı TV seyircilerine ulaştırıp ekstra "mani" kazanmanızı sağlayacak lisanslar alıyorsunuz. Hatta uzayda dolaşan kargo gemilerini vurup, kargolarını bölüm aralarında mini bir oyunla "hack"leyebiliyor, bunlardan çıkan direktiflerle gizli silah ve bölümlere ulaşabiliyorsunuz.


Jets'n'Guns'ı sabahın 5'inde uyumaktansa masaüstüne boş boş bakmayı ve 30 saniye önce girdiği siteyi "belki update olmuştur?" diye F5 manyağı yapmayı sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.

Blax'ın notu: %85

Eylül 25, 2007

Anime, çizgi film değildir!

Zaten kanımda vardı anime sevgisi... Ama geçtiğimiz 4-5 ay içinde öyle bir hale geldi ki, artık TV'ye baktığım zamanlarında %80'i anime, %20'si de bilimum dizi izleyerek geçiyor. Ne kötü bir şeymiş canım 1MBit sınırsız internet :)

Seversiniz, veya sevmezsiniz o ayrı bir konu. Ama Anime'ler "koca gözlü, Japon'a benzemeyen Japon'ların olduğu, savaşan iki karakterin aralarındaki 3 metrelik mesafeyi koşarak 20 dakikada alabilme yeteneği olduğu çizgi filmler" değiller. Şey, tamam, bazı yönlerden öyle gözükebilir tam anlamıyla içine girmediğinizde. Ancak Japon'ların o zengin kültürlerini, derin ahlaki değerlerini, mitolojilerini içeren ve pek çoğu insanoğlunun varoluş sebeplerini kurcalayan bu "çizgi-film"ler, sadece Pokemon'la karşılaşıp da beğenmemiş olanları yakalarından çekip bir daha bırakmayabilir.

Peki nereden başlamalı? Açıkçası 1970'lerin başından beri gelişen ve olgunluğa ulaşmış bir sanat dalı Anime'ler ve "benim" diyen Animesever'in bile bilmediği yüzlercesi vardır. Benim gibi bir "wanna-be" ancak son yıllarda seyredip de beğendiklerini tavsiye edebilir ki, ben de tam onu yapmak üzereydim, üstüne geldiniz. Hatalarım varsa, anime üstadları kusuruma bakmasın.

Filmlerden:

Howl's Moving Castle: Bir film insana bu kadar mı iyi hissettirir kendini? Nerede rastlasam tekrar tekrar izlerim. Elleri öpülesi bir usta şu Miyazaki.

Princess Mononoke: Miyazaki üstaddan bir başka başyapıt.

Memories: Yeni başlayanlara anlamsız gelebilir ama, yine de izleyin :)

Ghost in the Shell: Bu üçünü izledikten sonra, bünye yavaş yavaş açılınca...

Ghost in the Shell 2 :O kadar kötü bir altyazıyla izlemiştim ki, bunu izlerken ben bile anlamadım, tekrar izlemekte fayda var :)

Spriggan: Çok iyi değil, ama konusu bizim için ilgi çekici hale getiriyor: Anime'nin yarısı Van'da, Nuh'un gemisinin etrafında ve içinde geçiyor.

Dizilerden:
Trigun: Bir ana karakter nasıl hem süper cool, hem de süper maymun olabilirmiş, Trigun'da görün.

Berserker: İçerdiği bazı temalar bünyeye oldukça ağır gelebilir ve bittiği yer yüzünden yapımcısının kulağını fazlaca çınlatabilirsiniz. Allah'tan hikaye Manga'sında uzun süredir devam ediyor

Naruto: 220 bölüm ve 3 filmiyle son yılların en uzun soluklu ve eğlenceli animesi. 160'lardan sonra başlayan "çakma bölümlerine" katlanmak zorunda olmak en kötü yanı.

Naruto Shippuden: Naruto'nun hikayesini devam ettiren ve hala yayınlanmakta olan Shippuden, hiç fena gitmiyor. O 55 tane rezil dolgu bölümden sonra ilaç gibi geldi. Not: Gaara'nın ailecek hastasıyız.

Bleach: Son yılların en eğlenceli anime'si, Naruto'nun yapımcılarından. 240 bölümdür hiç bozmadan devam ediyor. Bir kaptırırsanız (kim kaptırmayan görmedim henüz) her çarşambayı Utorrent başında iple çekersiniz.

Neon-Genesis Evangelion: Çoğuna göre "The Anime"dir. Hikaye klasik bir "dev robotlar, insanlığın düşmanı yaratıklara karşı" hikayesiymiş gibi başlar, ama 12. bölümden sonra öyle bir çığırından çıkar ki, inanmak zordur. Özellikle sonu dillere destandır. 2-3 kez izlememe rağmen tam olarak anlamış değilimdir sonunu.

Death Note: Ah, işte bu bambaşka bir şey. Hayatımda izlediğim en zekice yazılmış sahnelere sahip şey TV'de izlediğim. Buna filmler, bilimum diziler de dahil. Japon mitinde geçen Shinigami (ölüm meleği)'lerden birinin defteri "yanlışlıkla" eline geçer süper zeki, 17 yaşında bir öğrencinin. Bu "ölüm defteri"nin özelliği, içine ismi yazılan kişinin 40 saniye sonra kalp krizinden ölmesidir. Eğer ölüm zamanı ve ölümün şeklinin detayları girilirse, kişinin daha farklı şekillerde ölmesinin de zemininin hazırlamaktadır. Velhasıl, adı "Light" olan bizim öğrenci, kısa sürede bu defterle dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceğini düşünmeye başlar. Dünya medyasında ve internette adı ve resmi çıkan tüm cani ve suçluların isimlerini girmeye başlar deftere.

Kısa zamanda yüzlerce suçlu sapır sapır ölünce, polis birşeyler olduğunu anlar. İnterpol bizimkinin peşine dünyanın en zeki dedektifini takar. Hiç kimsenin yüzünü görmediği ve ismini bilmediği dedektif, sadece "L" olarak bilinmektedir. L, en az bizim Light kadar zeki bir karakterdir. Ve aralarında öyle bir zeka çatışması başlar ki, ekran karşısında biz zavallı orta zekalara, "eaa... ne oldu ki şimdi, geri sarak da tekrar izleyek şurayı" demek düşer.

Anladığınız üzere şu anda Death Note'u izlemekte ve hastası olmuş durumdayım. Bu başlığı yazmamdaki en büyük sebep de bunu sizlerle paylaşmak isteyişimdir. "Ne olacak, koca gözlü karakterler var sadece" der geçerseniz, siz bilirsiniz.



Eylül 21, 2007

Gezmeye çıkıyoruz...

...hep birlikte...


...Allah yolumuzu açık etsin!

Eylül 18, 2007

Lütfen yapmayın...

Sevgili arkadaşlar, bazılarınızın forumlarda ve mesajlarda Level'da kalan arkadaşlarımıza yönelik rencide edici yazılar yazıldığını görüyorum. Lütfen bunu yapmayın. Bizler nasıl ekonomik olarak zorluk çekiyorsak ve geleceğimizden endişe duyuyorsak, onlar da manevi olarak çok zorluk çekiyorlar yeni yönetim ve büyük şirket içine entegre olma konusunda ve benzer bir endişeyi paylaşıyorlar... Dergi aleyhine gelecek eleştirilerin, üst yönetimden nasıl tepki alabileceğinden korktuklarından biraz sert ve politik davranıyorlar.

Onlar hala arkadaşımız... Kendilerine bir şans verildi ve bu şansı en iyi şekilde kullanmak istiyorlar. Sizden ricam, lütfen Level'da kalan, 10 yıllık bir emek birikimini ayakta tutmak için çalışan arkadaşlarımızı kırıcı bir şey yapmamanızdır. Özellikle de Rocko'yu. Yıllarca hiçbir karşılık beklemeden forumlara ve dergiye emek sarf etti Şefik. Bizim ayrılışımız sürecinde yaptığı bazı şeyler yanlış olabilir, ama unutmayın ki sonuçta bir iş yapıyoruz. Duygusallık bazı durumlarda arka planda kalmalı.

Eylül 14, 2007

İlk 11

Eh, 240 mesajı kaldıramıyor tabii Blooger'ın mesaj penceresi... İsim tavsiyesinde bulunan herkese çok teşekkür ediyorum arkadaşlar. Gerçekten güzel isimler vardı, hatta o kadar güzel öneriler vardı ki, üstünde karar kıldığımız ismi değiştirdik :) Ama artık isim sabitlendi, gelecek hafta sonuna doğru açıklayacağız inşallah.

Son birkaç gündür bloglarımızda bizden yana aktivite olmamasının sebebi, dergi kurmak için 36 yere 190 çeşit (rakamlar kesin olmayabilir .) resmi belge yetiştirmek gerektiğinden birkaç ayrı koldan çalışıyor olmamız. Herkes "zor olacak, zor olacak yeni dergi kurmak, deli misiniz?" dese de, inatla yolumuza devam ediyoruz. Bakalım, Allah'tan hayırlısı.

***

Peki bu post'un başlığı neden "İlk 11"? Çünkü bu saat itibariyle yeni dergiye baş koyan herkes kesinleşti. Yeni derginin yazarları:

Ben (hadi ya?)
Berkant Akarcan
Erce Güven
Erdem Madaralı
Eren Okka
Eser Güven
Göker Nurbeyler
Göktuğ Yüksel
Güven Çatak
Jesuskane
MegaEmin
Mehmet Kentel
Olgay Ertez
Serpil Ulutürk
Tuğbek Ölek
Volkan Turan

Son 6 ayda Level'a yeni bir can katan grafikerlerimiz de yerli yerinde duruyorlar: Erden Gümüşçü ve Serkan Korkmaz da bizimle birlikte.

Eylül 07, 2007

Yeni dergimizin ismi

Level'dan ayrılıp yeni bir dergi kurma aşamasında bize destek sözü veren / vermeyen herkese teşekkür ediyorum. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor, ama herşeye sıfırdan başladığımız için beklediğimizden uzun sürüyor (mobilya, taşınma, ofis bulma vs.).

Bu noktada sizden iki ufak ricam var: Birincisi, bizlerin yeni, çok daha dinamik, Türk oyuncusuyla içiçe bir ruh taşıyan ve Türkiye'deki oyun sektörünün gelişmesinde çok daha aktif rol oynayacak bir dergi çalışması içinde olduğumuzu, tanıdığınız ve oyunla ilgisi olan her kese, her web sitesine, her foruma duyurmanız. Dergimizin ayakta kalıp kalmayacağını ilk üç sayısının satışı belirleyecek çünkü ve en büyük sorunumuz, tanıtım ve efektif bir dağıtım. Dağıtım işini bize bırakın, tanıtım konusunda yardımlarınızı bekliyoruz ama :)

İkincisi de, yeni dergimizin ismi. Şu anda aklımızda aday isimler var (ismi kesinleştirmeden ne olduklarını sormayın, söylemeyeceğiz), ancak bu noktada sizlerden de tavsiye almak istiyoruz. Yeni, dinamik ve oyun kültürünü Türkiye'ye yayma misyonu olan dergimiz için kısa, çarpıcı ve akılda kalıcı isim önerilerinizi bekliyoruz (hayır, Next Level veya Level Up olmaz, içinde Level geçemez ismin. Doğan Amca bizi "ham" yapar sonra :)

Eylül 03, 2007

Bioshock ve mahzunları

Dün akşam son Level'ımı aldım da, bu ay yazdığım Bioshock yazısının, ayın 14'ünde aldığım Level'ın satış haberinin şokunun etkisinde yazıldığından bolca tashih ve anlam hatasıyla dolu olduğunu gördüm. Bunun için sizden af diliyorum, takdir edersiniz ki beynimle klavyem arasındaki iletişim ayın son iki haftasına kadar bayağı bir kopuktu :)

Bir diğer büyük hata ise, Mehmet'in aylardır büyük bir hevesle yazmak istediği "Oyunlarda Anlam Arayışları" makalesinin altında Serpil'in isminin çıkmış olması. Hayır efendim, o yazı her yönüyle Mehmet Kentel'e aittir. Adamın dergideki ilk yazısının altına da başkasının ismini atmıştım zaten, bakalım beni nasıl affedecek.