12'den 20. Güne Zıplayış

Artık sosyal medya hayatımda hiç denecek kadar az yer kapladığından, bu blog serisini deneyin 20. gününe, yani bugüne hızla getireyim diyorum... Çünkü sosyal medyayla iletişimimim olmadığından ve artık aklıma da gelmediğinden yazacak bir şey bulamıyorum :) 

İşte sosyal medyasız geçirdiğim son 8 gündeki hislerim:

12. Gün
Bugüne gelene dek birçok kez Facebook.com'u browser pencereme yazdım. Gereksiz yere zaman geçirmek için değil, dahil olduğum önemli birkaç gruptaki paylaşımları görmek istediğimden. Ama diyetimi bozmadım, bozamadım, girmedim. Ama  önemli şeyler oluyor o gruplarda ve ben kaçırıyorum. Gruplarda dönen muhabbetleri Facebook dışından bir uygulamayla öğrenmenin bir yolu olsa ne güzel olur.

14. Gün
Facebook ve Twitter'a girmeyi kestiğimden bu yana tam iki hafta geçti. Artık her boş anımda elim otomatikman "facebook" yazmıyor, varlıklarını yavaş yavaş unutuyorum bile diyebilirim. Ha, boşa çıkan zamanımı yine gereksiz bir şeylere gömüyorum. Ancak en azından bağımlılık ve gereksiz bir zorunluluk hissiyatından kurtuldum.

Bu ikisine girmediğimden mi, başka bir şeyden mi bilemeyeceğim ama bazen zihnime hakim olan kaynaksız mutsuzluktan da sıyrıldığımı hissediyorum. Tabii ki bunun başka sebepleri olabilir, ama sosyal medyadaki insanların birbirine tahammülsüzlüğü, paylaşılanların %90'ın "bizden olmayanlar yok olsun" kavlinden, dinden politikaya, spordan oyun konsollarına kadar her konuda "fanboyizm" olması nedeniyle, bunları görmediğim 2 haftalık sürecin etkisinin olduğunu düşünüyorum.

20. Gün
Artık Facebook ve Twitter'a boş zamanlarımda girmek aklıma bile gelmiyor. Sadece Twitter'da takip ettiğim birkaç  kişi ve yazarın paylaşımlarını ve facebook'tan iletişimimi sürdürdüğüm bazı arkadaşlarımın ve OGZ Online üstünden paylaşımlarımın sizlerden aldığı tepkileri merak ediyorum. 

Yorumlar

mit dedi ki…
Bu yorum yazar tarafından silindi.
mit dedi ki…
Ya şu "sosyal medyadaki insanların birbirine tahammülsüzlüğü, paylaşılanların %90'ın "bizden olmayanlar yok olsun" kavlinden, dinden politikaya, spordan oyun konsollarına kadar her konuda "fanboyizm" olması" cümlene çok takıldım ben. Olumsuz anlamda değil de o sürekli mutsuzluk hissi bende de var, acaba kaynağı gerçekten de bu olabilir mi diye meraklandım. Senin diyeti ben de mi uygulasam acaba?

Bu blogdaki popüler yayınlar

388@0

Demek oyun yapımını öğrenmek istiyorsunuz?