tag:blogger.com,1999:blog-215084262008-04-25T04:20:55.122+03:00Şurası Blaxis KöşesiBlaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comBlogger78125tag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-8035031583172402452007-10-31T23:41:00.000+02:002007-10-31T23:51:09.181+02:00“Bunu yaptık mı gerçekten?”<a href="http://bp3.blogger.com/_oeCrqDQZqII/Ryj33euYSdI/AAAAAAAAAB0/ES8fQYRCjwY/s1600-h/oGZ1.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5127620708273768914" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="311" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_oeCrqDQZqII/Ryj33euYSdI/AAAAAAAAAB0/ES8fQYRCjwY/s400/oGZ1.jpg" width="227" border="0" /></a>Öğle yemeğinde Serpil’e tekrar sorma ihtiyacı hissettim.<br /><br />İki gece önce, 10 yıllık tazminatlarımızı yatırdığımız kağıtlar, koca rotatif baskı ünitesinin bir ucundan 1 tonluk rulo halinde girip, üst üste yığılmış, boyumdan uzun OyunGezer formaları olarak birikirken Erden’e de sorma ihtiyacı hissetmiştim.<br /><br />Bir hafta önce, son tashihten geçen ilk sayfalar MATBAAYA GİDECEKLER klasörüne düştüğünde Tuğbek’e de sorma ihtiyacı hissetmiştim.<br /><br />Onbeş gün önce kapağı yapıp siteye koyduğumuzda da…<br /><br />28 gün önce OyunGezer’in sitesini okuyucularımızın ziyaretine açtığımızda da…<br /><br />Eylül’ün son haftası elektriği, suyu, interneti çalışan ofisimizde ilk akşam yemeğimizi yediğimizde de…<br /><br />Bir buçuk ay önce, ofisi 2 ay erkenden tutmaya karar verdiğimizde de…<br /><br />İki ay önce cebimizdeki paranın, dergiyi çıkartmamıza ucu ucuna yeteceğini bile bile istifa imzalarımızı atarken de…<br /><br />Ağustos’un son haftası, en ünlü profiterollerin membaı olan Pera pastanesinde, kendi yolumuzdan gitmeye karar verip, bizi seven okuyucularımız, tecrübemiz, emeğimiz ve inancımızın bu “Leap of Faith”i gerçekleştirmemize yeteceğine karar verdiğimiz ve “yapıyoruz ulan!” dediğimizde de…<br /><br />“Bunu yaptık mı gerçekten?” diye sordum kendi kendime.<br /><br />Yarın sabah ilk iş bir bayiye gidip “OyunGezer geldi mi?” diye sorup, ilk kez “gerçekten bizim” olan dergiyi elime aldığımda yine aynı soruyu soracağım.<br /><br />Valla da yaptık yaw!<br /><br />Ne diyelim, Allah’tan hayırlısı…<br /><em><span style="font-size:85%;"><br />- hayallerinin peşinden gitmeye cesareti olmadığını zanneden, ama en derinlerde o cesareti sürekli besleyen herkese selam olsun bizden.</span></em><br /><br /><em><span style="font-size:85%;">NOT: Şimdi izninizle, 2 haftadır beni bekleyen gribin pençesine düşmek için aranızdan ayrılıyorum. Deadline'da yakama yapışmadığın için teşekkür ederim sevgili gribal enfeksiyon...</span></em>Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-14481158910561098432007-10-18T16:17:00.001+03:002007-10-18T16:33:07.888+03:00Ooops!... Duyuru 3E tabii dergiye daldık, yapmam gereken son duyuruyu unuttum: Level'ın en eski ve sevilen yazar kardeşliği Gökhan & Batu ilk sayımızda "konuk yazar" olarak yerini alacak. Sevenlerine duyurulur :)Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-63596510747972523832007-10-11T20:34:00.000+03:002007-10-11T20:36:58.309+03:00Hepimizin bayramını kutlarım!Sevgili arkadaşlar. Tüm Oyungezer ekibi adına buraya yazıyorum, çünkü diğerleri dergiyi ay başına yetiştirmek için bitap düşmüş durumdalar ve görev bana kaldı :)<br /><br />Ekip olarak, iyi ve kötü günümüzde bizimle birlikte olan sizlerin Ramazan bayramını kutluyoruz.<br /><br />Şekeri fazla kaçırmayın!Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-36709104810257487242007-10-10T09:57:00.000+03:002007-10-10T09:59:30.826+03:002. DuyuruCDOyun dergisini takip edenlerin çok iyi tanıdığı <strong>Göktuğ</strong>'un sevilen köşesi <strong>N.E.M</strong>., Oyungezer dergisiyle birlikte geri dönüyor! Göktuğ Oyungezer'de yazılarıyla daha aktif bir şekilde yer alacak.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-80667728663522718792007-10-09T01:31:00.000+03:002007-10-09T01:33:04.388+03:001. duyuruBir önceki blog girdimde, sizlere yakın zamanda birkaç ufak sürpriz haberimiz olacağını çıtlatmıştım. <a href="http://www.oyungezer.com.tr/component/option,com_smf/Itemid,26/topic,505.0/">İşte o haberlerin ilki...</a>Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-40203228597687190142007-10-07T11:29:00.001+03:002007-10-07T11:39:41.746+03:00Haberi yaymakVogel-Burda kapandıktan sonra <a href="http://www.oyungezer.com.tr/">Oyungezer</a> dergisini kurarak, kendi ayaklarımız üstünde durma kararını verdiğimizi açıklamamızın üstünden neredeyse bir buçuk ay geçti. Bu zaman içerisinde çok adım attık: Ofisimizi tuttuk, Oyungezer isminin patentini aldık, muhasebe ve kanuni işlerimizi, kağıt ve matbaa işlerimizi büyük ölçüde hallettik.<br /><br />45 gündür hem yorumlarıyla, hem de varlıklarıyla bizimle birlikte olan siz okuyucularımıza teşekkür etmek istiyorum. Yazılarıyla, çizimleriyle ve başka şekillerde destek olmak istediğini söyleyen herkese teşekkürler. Siz olmasanız, daha ilk günlerden moralimiz sıfıra inerdi.<br /><br />Ama daha işin çok başındayız. Ve çok daha fazla tanıtıma ihtiyacımız var. Daha önce de belirtmiştim, bağımsız bir yayın çıkartmak çok zor. Ve Oyungezer'in hayatına devam edip etmeyeceği ilk üç sayısının satışına göre belli olacak. Hedefimiz 12.000'in üstünde bir satışa ulaşmak, ki yeni bir dergi için bu çok zor bir hedef. Ama ulaşılabilir. O yüzden, sesimizi, varlığımızı herkese, ilgilenme ihtimali olan herkese duyurmamız gerekiyor.<br /><br />Bu yüzden sizlerden tekrar rica ediyorum: Eğer dergimizin varlığını duyurabileceğimiz en ufak bir forum, community sitesi vs. ile ilişkiniz varsa, haberi yayın. Sitemizin link'ini verin. Eğer bir TV kanalı, dergi veya gazete ile bağlantınız varsa, bu mecralarda varlışımızı ne şekilde duyurabileceğimiz konusunda bizimle irtibata geçin.<br /><br />Sizlere çok yakında irili ufaklı bazı duyurularımız olacak. Bu yüzden, haberi hızla yaymaya devam ediyoruz.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-23281652720426447272007-10-04T22:00:00.000+03:002007-10-04T23:06:30.564+03:00OyunGezer.com (daha beta, canııım!) açıldı!Şu saat itibariyle, <a href="http://www.oyungezer.com.tr/">sitemiz</a> açılmış durumda. Gerçi hala beta aşamasındayız ve bu aşamadan çıkmamız 3 ayı bulacak, arabirim ve grafik tasarım yok. Ama madem "forum gibi forum" istediniz, buyrun içeri...<br /><br /><a href="http://www.oyungezer.com.tr/">http://www.oyungezer.com.tr/</a>Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-8254752018074530132007-09-28T23:56:00.000+03:002007-09-29T00:01:00.516+03:00Yeni sloganımız ne olsun?Bir derginin ismi kadar, isminin üstünde bulunan sloganı da önemlidir. Bayide görenlerin derginin tonunu ve içeriğini anlayacakları bir slogan olmalı. Çarpıcı, akılda kalıcı ve etkileyici olmalı. Ve bu kararı vermek için, uzun süre düşünmeli.<br /><br />Şu ana kadarki koşturmacamız içinde, bu sloganı düşünecek vaktimiz olmadı ne yazık ki. Ama bir noktada kafa yormamız gerekecekti ve sizlerden o noktada bize yardım istiyoruz. Tavsiye ettiğiniz isimlerle, bizim düşündüğümüz ismi değiştirdiniz. Şimdi de yeni dergimiz <strong>Oyungezer</strong>'in sloganı için bir beyin fırtınası bekliyoruz sizden. Haydi bakalım, nasıl fikirler çıkacak sizlerden<br /><br />Not: "Derginin sloganı da ne ola ki?" diyorsanız, Level'ın sloganı, logonun üstünde yazan "Türkiye'nin en çok satan oyun dergisi" idi.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-72192440813246864042007-09-28T04:55:00.000+03:002007-09-28T05:15:10.077+03:00Haftanın zaman katili: Jets'n'Guns<div align="left">Sabah sabah Fabuloso! Hızlı bir update yapayım dedim derginin durumuyla ilgili de (saat: 04:56)<br /><br />Web sitesi ve forum: Yapım aşamasında.<br /><br />Dergi: az sayıda kanuni işlem kaldı. Kesemize uygun matbaa ve kağıt bulmak tahmin ettiğimizden zormuş! (Mani, mani, manniiii! diye dolaşıyorlar da ortalıkta :) </div><div align="center"><br />***<br /></div><div align="left">Evet, update bu kadar. Gelelim bu haftanın zaman katiline: Son 1 aydır MoH: Airborne ve Bioshock gibi güzeller arasında "ehi mehi" diye gidip gelirken, bir ufaklık da zamanımı çalıyordu: <strong>Jets and Guns.</strong> Gold Edition'ı da piyasaya çıkan bu "indie" yapım oyun, bana Amiga zamanlarından beri hasret kaldığım bir tadı yaşattı: Kaliteli, her öldüğünüzde sinirden masayı yumrukladığınız bir shoot'em'up oynamayı.<br /><br /></div><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5115070838198689778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_oeCrqDQZqII/Rvxh05fK3_I/AAAAAAAAABc/1cyN245iAAg/s400/s4.jpg" border="0" /><br /><strong>Jets'n'Guns,</strong> yeni jenerasyonun "<em>abaooov bu neymiş</em>?!" diyerek kaçtığı (başka şeyler söyleyerek de kaçıyor olabilirler, kuşak farkından ben bilemem) soldan sağa uçarak önünüze geleni vurduğunuz klasik bir shoot'em'up. Ama benzeri hemen her oyundan daha tok bir oynanış, daha bir "tam bir oyun" hissi veriyor. Topladığınız puanlarla yeni silahlar ve gemiler alıyor, bunları geliştiriyorsunuz. Daha gelişmiş silahlar daha fazla ısı ürettiğinden, gemiye soğutucu alıyorsunuz. Uzaydaki katliamınızı TV seyircilerine ulaştırıp ekstra "mani" kazanmanızı sağlayacak lisanslar alıyorsunuz. Hatta uzayda dolaşan kargo gemilerini vurup, kargolarını bölüm aralarında mini bir oyunla "hack"leyebiliyor, bunlardan çıkan direktiflerle gizli silah ve bölümlere ulaşabiliyorsunuz.<br /><br /><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5115071173206138882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RvxiIZfK4AI/AAAAAAAAABk/y82_RSvIPJc/s400/s10.jpg" border="0" /><br /><strong>Jets'n'Guns'ı</strong> sabahın 5'inde uyumaktansa masaüstüne boş boş bakmayı ve 30 saniye önce girdiği siteyi "belki update olmuştur?" diye F5 manyağı yapmayı sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.<br /><br /><strong><span style="font-family:arial;">Blax'ın notu: %85 </span></strong><br /><div align="center"><strong><span style="font-family:arial;"><a href="http://jng.rakeingrass.com/download.php">İndragandi</a><br /><br /></div></span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></span></strong><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5115071336414896146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RvxiR5fK4BI/AAAAAAAAABs/3tY4NV0y7cU/s400/s15.jpg" border="0" />Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-4642755806836495142007-09-25T00:03:00.001+03:002007-09-25T00:52:47.482+03:00Anime, çizgi film değildir!Zaten kanımda vardı anime sevgisi... Ama geçtiğimiz 4-5 ay içinde öyle bir hale geldi ki, artık TV'ye baktığım zamanlarında %80'i anime, %20'si de bilimum dizi izleyerek geçiyor. Ne kötü bir şeymiş canım 1MBit sınırsız internet :)<br /><br />Seversiniz, veya sevmezsiniz o ayrı bir konu. Ama Anime'ler "koca gözlü, Japon'a benzemeyen Japon'ların olduğu, savaşan iki karakterin aralarındaki 3 metrelik mesafeyi koşarak 20 dakikada alabilme yeteneği olduğu çizgi filmler" değiller. Şey, tamam, bazı yönlerden öyle gözükebilir tam anlamıyla içine girmediğinizde. Ancak Japon'ların o zengin kültürlerini, derin ahlaki değerlerini, mitolojilerini içeren ve pek çoğu insanoğlunun varoluş sebeplerini kurcalayan bu "çizgi-film"ler, sadece Pokemon'la karşılaşıp da beğenmemiş olanları yakalarından çekip bir daha bırakmayabilir.<br /><br />Peki nereden başlamalı? Açıkçası 1970'lerin başından beri gelişen ve olgunluğa ulaşmış bir sanat dalı Anime'ler ve "benim" diyen Animesever'in bile bilmediği yüzlercesi vardır. Benim gibi bir "wanna-be" ancak son yıllarda seyredip de beğendiklerini tavsiye edebilir ki, ben de tam onu yapmak üzereydim, üstüne geldiniz. Hatalarım varsa, anime üstadları kusuruma bakmasın.<br /><br /><strong>Filmlerden:</strong><br /><br /><strong><em>Howl's Moving Castle: </em></strong>Bir film insana bu kadar mı iyi hissettirir kendini? Nerede rastlasam tekrar tekrar izlerim. Elleri öpülesi bir usta şu Miyazaki.<br /><br /><strong><em>Princess Mononoke: </em></strong>Miyazaki üstaddan bir başka başyapıt.<br /><br /><strong><em>Memories: </em></strong>Yeni başlayanlara anlamsız gelebilir ama, yine de izleyin :)<br /><br /><strong><em>Ghost in the Shell: </em></strong>Bu üçünü izledikten sonra, bünye yavaş yavaş açılınca...<br /><br /><strong><em>Ghost in the Shell 2 :</em></strong>O kadar kötü bir altyazıyla izlemiştim ki, bunu izlerken ben bile anlamadım, tekrar izlemekte fayda var :)<br /><br /><strong><em>Spriggan: </em></strong>Çok iyi değil, ama konusu bizim için ilgi çekici hale getiriyor: Anime'nin yarısı Van'da, Nuh'un gemisinin etrafında ve içinde geçiyor.<br /><br /><strong>Dizilerden:</strong><br /><strong><em>Trigun: </em></strong>Bir ana karakter nasıl hem süper cool, hem de süper maymun olabilirmiş, Trigun'da görün.<br /><br /><strong><em>Berserker: </em></strong>İçerdiği bazı temalar bünyeye oldukça ağır gelebilir ve bittiği yer yüzünden yapımcısının kulağını fazlaca çınlatabilirsiniz. Allah'tan hikaye Manga'sında uzun süredir devam ediyor<br /><strong><em></em></strong><br /><strong><em>Naruto: </em></strong>220 bölüm ve 3 filmiyle son yılların en uzun soluklu ve eğlenceli animesi. 160'lardan sonra başlayan "çakma bölümlerine" katlanmak zorunda olmak en kötü yanı.<br /><br /><strong><em>Naruto Shippuden: </em></strong>Naruto'nun hikayesini devam ettiren ve hala yayınlanmakta olan Shippuden, hiç fena gitmiyor. O 55 tane rezil dolgu bölümden sonra ilaç gibi geldi. Not: Gaara'nın ailecek hastasıyız.<br /><br /><strong><em>Bleach: </em></strong>Son yılların en eğlenceli anime'si, Naruto'nun yapımcılarından. 240 bölümdür hiç bozmadan devam ediyor. Bir kaptırırsanız (kim kaptırmayan görmedim henüz) her çarşambayı Utorrent başında iple çekersiniz.<br /><br /><strong><em>Neon-Genesis Evangelion:</em></strong> Çoğuna göre "The Anime"dir. Hikaye klasik bir "dev robotlar, insanlığın düşmanı yaratıklara karşı" hikayesiymiş gibi başlar, ama 12. bölümden sonra öyle bir çığırından çıkar ki, inanmak zordur. Özellikle sonu dillere destandır. 2-3 kez izlememe rağmen tam olarak anlamış değilimdir sonunu.<br /><br /><strong><em>Death Note: </em></strong>Ah, işte bu bambaşka bir şey. Hayatımda izlediğim en zekice yazılmış sahnelere sahip şey TV'de izlediğim. Buna filmler, bilimum diziler de dahil. Japon mitinde geçen Shinigami (ölüm meleği)'lerden birinin defteri "yanlışlıkla" eline geçer süper zeki, 17 yaşında bir öğrencinin. Bu "ölüm defteri"nin özelliği, içine ismi yazılan kişinin 40 saniye sonra kalp krizinden ölmesidir. Eğer ölüm zamanı ve ölümün şeklinin detayları girilirse, kişinin daha farklı şekillerde ölmesinin de zemininin hazırlamaktadır. Velhasıl, adı "Light" olan bizim öğrenci, kısa sürede bu defterle dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceğini düşünmeye başlar. Dünya medyasında ve internette adı ve resmi çıkan tüm cani ve suçluların isimlerini girmeye başlar deftere.<br /><br />Kısa zamanda yüzlerce suçlu sapır sapır ölünce, polis birşeyler olduğunu anlar. İnterpol bizimkinin peşine dünyanın en zeki dedektifini takar. Hiç kimsenin yüzünü görmediği ve ismini bilmediği dedektif, sadece "L" olarak bilinmektedir. L, en az bizim Light kadar zeki bir karakterdir. Ve aralarında öyle bir zeka çatışması başlar ki, ekran karşısında biz zavallı orta zekalara, "eaa... ne oldu ki şimdi, geri sarak da tekrar izleyek şurayı" demek düşer.<br /><br />Anladığınız üzere şu anda Death Note'u izlemekte ve hastası olmuş durumdayım. Bu başlığı yazmamdaki en büyük sebep de bunu sizlerle paylaşmak isteyişimdir. "Ne olacak, koca gözlü karakterler var sadece" der geçerseniz, siz bilirsiniz.<br /><br /><br /><br /><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113887106557206498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RvgtOpfK3-I/AAAAAAAAABU/jmN3RIMVqxg/s400/deathnote-2.jpg" border="0" />Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-85677488785066945092007-09-21T22:21:00.000+03:002007-09-21T22:26:40.415+03:00Gezmeye çıkıyoruz......hep birlikte...<br /><br /><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112740466253291474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RvQaXZfK39I/AAAAAAAAABM/angpMR9Nfmw/s400/logo.jpg" border="0" /><br />...Allah yolumuzu açık etsin!Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-70103518616149456822007-09-18T11:13:00.000+03:002007-09-18T11:37:46.049+03:00Lütfen yapmayın...Sevgili arkadaşlar, bazılarınızın forumlarda ve mesajlarda Level'da kalan arkadaşlarımıza yönelik rencide edici yazılar yazıldığını görüyorum. Lütfen bunu yapmayın. Bizler nasıl ekonomik olarak zorluk çekiyorsak ve geleceğimizden endişe duyuyorsak, onlar da manevi olarak çok zorluk çekiyorlar yeni yönetim ve büyük şirket içine entegre olma konusunda ve benzer bir endişeyi paylaşıyorlar... Dergi aleyhine gelecek eleştirilerin, üst yönetimden nasıl tepki alabileceğinden korktuklarından biraz sert ve politik davranıyorlar.<br /><br />Onlar hala arkadaşımız... Kendilerine bir şans verildi ve bu şansı en iyi şekilde kullanmak istiyorlar. Sizden ricam, lütfen Level'da kalan, 10 yıllık bir emek birikimini ayakta tutmak için çalışan arkadaşlarımızı kırıcı bir şey yapmamanızdır. Özellikle de Rocko'yu. Yıllarca hiçbir karşılık beklemeden forumlara ve dergiye emek sarf etti Şefik. Bizim ayrılışımız sürecinde yaptığı bazı şeyler yanlış olabilir, ama unutmayın ki sonuçta bir iş yapıyoruz. Duygusallık bazı durumlarda arka planda kalmalı.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-28808758493936282982007-09-14T19:04:00.000+03:002007-09-14T23:49:24.828+03:00İlk 11Eh, 240 mesajı kaldıramıyor tabii Blooger'ın mesaj penceresi... İsim tavsiyesinde bulunan herkese çok teşekkür ediyorum arkadaşlar. Gerçekten güzel isimler vardı, hatta o kadar güzel öneriler vardı ki, üstünde karar kıldığımız ismi değiştirdik :) Ama artık isim sabitlendi, gelecek hafta sonuna doğru açıklayacağız inşallah.<br /><br />Son birkaç gündür bloglarımızda bizden yana aktivite olmamasının sebebi, dergi kurmak için 36 yere 190 çeşit (rakamlar kesin olmayabilir .) resmi belge yetiştirmek gerektiğinden birkaç ayrı koldan çalışıyor olmamız. Herkes "zor olacak, zor olacak yeni dergi kurmak, deli misiniz?" dese de, inatla yolumuza devam ediyoruz. Bakalım, Allah'tan hayırlısı.<br /><br />***<br /><br />Peki bu post'un başlığı neden "İlk 11"? Çünkü bu saat itibariyle yeni dergiye baş koyan herkes kesinleşti. Yeni derginin yazarları:<br /><br />Ben (hadi ya?)<br />Berkant Akarcan<br />Erce Güven<br />Erdem Madaralı<br />Eren Okka<br />Eser Güven<br />Göker Nurbeyler<br />Göktuğ Yüksel<br />Güven Çatak<br />Jesuskane<br />MegaEmin<br />Mehmet Kentel<br />Olgay Ertez<br />Serpil Ulutürk<br />Tuğbek Ölek<br />Volkan Turan<br /><br />Son 6 ayda Level'a yeni bir can katan grafikerlerimiz de yerli yerinde duruyorlar: Erden Gümüşçü ve Serkan Korkmaz da bizimle birlikte.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-81138205694164000402007-09-07T10:17:00.000+03:002007-09-07T10:24:27.317+03:00Yeni dergimizin ismiLevel'dan ayrılıp yeni bir dergi kurma aşamasında bize destek sözü veren / vermeyen herkese teşekkür ediyorum. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor, ama herşeye sıfırdan başladığımız için beklediğimizden uzun sürüyor (mobilya, taşınma, ofis bulma vs.).<br /><br />Bu noktada sizden iki ufak ricam var: Birincisi, bizlerin yeni, çok daha dinamik, Türk oyuncusuyla içiçe bir ruh taşıyan ve Türkiye'deki oyun sektörünün gelişmesinde çok daha aktif rol oynayacak bir dergi çalışması içinde olduğumuzu, tanıdığınız ve oyunla ilgisi olan her kese, her web sitesine, her foruma duyurmanız. Dergimizin ayakta kalıp kalmayacağını ilk üç sayısının satışı belirleyecek çünkü ve en büyük sorunumuz, tanıtım ve efektif bir dağıtım. Dağıtım işini bize bırakın, tanıtım konusunda yardımlarınızı bekliyoruz ama :)<br /><br />İkincisi de, yeni dergimizin ismi. Şu anda aklımızda aday isimler var (ismi kesinleştirmeden ne olduklarını sormayın, söylemeyeceğiz), ancak bu noktada sizlerden de tavsiye almak istiyoruz. Yeni, dinamik ve oyun kültürünü Türkiye'ye yayma misyonu olan dergimiz için kısa, çarpıcı ve akılda kalıcı isim önerilerinizi bekliyoruz (hayır, Next Level veya Level Up olmaz, içinde Level geçemez ismin. Doğan Amca bizi "ham" yapar sonra :)Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-56531172181198698122007-09-03T11:14:00.000+03:002007-09-03T11:18:10.202+03:00Bioshock ve mahzunlarıDün akşam son Level'ımı aldım da, bu ay yazdığım Bioshock yazısının, ayın 14'ünde aldığım Level'ın satış haberinin şokunun etkisinde yazıldığından bolca tashih ve anlam hatasıyla dolu olduğunu gördüm. Bunun için sizden af diliyorum, takdir edersiniz ki beynimle klavyem arasındaki iletişim ayın son iki haftasına kadar bayağı bir kopuktu :)<br /><br />Bir diğer büyük hata ise, Mehmet'in aylardır büyük bir hevesle yazmak istediği "Oyunlarda Anlam Arayışları" makalesinin altında Serpil'in isminin çıkmış olması. Hayır efendim, o yazı her yönüyle Mehmet Kentel'e aittir. Adamın dergideki ilk yazısının altına da başkasının ismini atmıştım zaten, bakalım beni nasıl affedecek.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-78518570361854181852007-08-31T19:54:00.000+03:002007-08-31T20:03:18.411+03:00Vogel, artık uçmuyor...Boğazımda bir yumru var sanki... Bu sabahtan beri hayal aleminde gibiyim... Dile bile kolay değil, 10 yıl! 10 yıldır emeğimi verdiğim, bazen kendi evimden çok sevdiğim, kendi evimden çok güvende hissettiğim ve zaman geçirdiğim işyerim, artık yok.<br /><br />Vogel, Almanca "kuş" demek. bugüne değin tam 11 yıldır bağımsız yayıncılığın Türkiye'deki kalesi gibiydi, 50'den fazla çalışanıyla. Ama şartlar son 1 yıldır çok kötü ve bunu sizlere yazılarımızda yansıtmasak, hazırladığımız derginin kalitesini sürekli yüksek tutarak hissettirmesek de, dergicilik giderek ölüyor. Ve bu ölümden, benim ikinci evim de nasibini aldı bugün... Hem de zamansız bir şekilde.<br /><br />Söyleyecek çok şey var, ama söylemeye gerek yok. Sabahtan beri hayal aleminde gibiyim demiştim... Oda oda dolaşıp herkesle vedalaştım. Hep derler ya, "insanlar bir şeyin değerini ancak kaybettiklerinde anlar" diye, bunu bizzat insanların gözlerinde gördüm bugün. Bu çatı altındaki dostluğu, bu çatı altındaki samimiyeti, bu çatı altındaki birlikteliği bir daha başka yerde bulmam mümkün değil...<br /><br />Dile bile kolay değil... 10 yıl... Ortaokul + lise + üniversite yılları kadar bir zaman geçirmişim burada. Ve hiçbirinden mezun olurken gözlerim dolmamıştı. Şimdi ise ağlıyorum...Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-18858156225157687052007-08-30T12:01:00.000+03:002007-08-30T12:03:55.532+03:00Bayramınız kutlu olsun!Hepimizin 30 Ağustos zafer bayramınız kutlu olsun! Bazen bu güzel ülkenin hangi zorluklarla bize emanet edildiğini unutuveriyoruz. Daima hatırlamamız dileğiyle.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-54312563829996450392007-08-28T18:54:00.000+03:002007-08-28T19:09:06.391+03:00Yağmurİki gündür durmaksızın yağan destek mailleriniz için teşekkür ediyorum. Umuyorum, yeni dergi kararı hepimiz için hayırlı olur. Bizim için serbestçe çalışabileceğimiz yeni bir ortam, sizin için okumaya değer güzel bir dergi olur...<br /><br />Şirket içinde veda turlarına bugün başladım ve hemen herkesten aldığım güzel tepkiler beni çok daha fazla motive etti. Umarım Allah yüzümüzü kara çıkartmaz...Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-27536661642582858442007-08-27T09:19:00.000+03:002007-08-27T09:37:59.558+03:00Yol ayrımıHiç, ama hiç kolay olmayan bir yol ayrımı daha çıkardı hayat karşıma. Şimdiye kadar çıkmış ayrımların çoğunda doğru olanı seçmeyi başarmıştım Allah'ıma çok şükür. Ancak, 9 yıl boyunca, kendi ellerimle, bir avuç vefalı insanla birlikte büyüttüğüm Level'ı bırakmak, vereceğim en zor kararlardan birisi olacak.<br /><br />Neden Level'ı bırakmayı düşünüyorum? Çünkü 9 yıldır bünyesinde çalıştığım Vogel-Burda Medya artık yok. CHIP ve Level dergilerinin isim haklarını ise Doğan-Burda satın aldı. Bizi biz, Level'ı Level yapan sıcak bir odamız olmayacak artık. Her aklına estiğinde Mehmet, Berkant "sabahlamaya gelebilir miyiz Sinan?" diyemeyecek veya iki yıl önce yine bir Ağustos günü Level'dan ayrılan Berker "hacı, kahveni içmeye geliyorum!" diyemeyecek (gerçi 8 aydır demiyor zaten, eşşek herif!". Level Cup'larda kahkaha ve küfürler havada uçuşmayacak (evet, biz de küfür ediyoruz, hem de en usturuplusundan :) . Tuğbek ve Serpil olmayacak. Level'ı Level yapan hiçbir şey orada olmayacak.<br /><br />Şimdi yol ayrımındayım. Ya her şeye sıfırdan başlayacağım... Yeni bir dergi, yeni bir çalışma ortamı kurmak. Her firmaya, her okuyucuya tek tek ulaşıp kim olduğumuzu anlatmak. Üstelik, tamamen kendi ayaklarımızın üstünde durarak yapmamız gerekecek bunu. Sıfır maddi destekle... Ben, Tuğbek ve Serpil'in 10 yıldır çalışmamız sonunda biriktirdiğimiz tüm birikimimizi ortaya koyacağız <em>yeni dergi </em>için. Tek atımlık bir kurşunumuz var, vuracak veya ıskalayacağız.<br /><br />Diğer tarafta da birçok kariyer açılımının olduğu Doğan Holding'te çalışmaya devam etmek var. En kötü ihtimalle Level'ı 10.000 civarı satan herhangi bir dergi olarak devam ettirmek. Her ay tıkır tıkır maaşımı almak. Riske girmemek. Plaza'da çalışmak, çoook büyük bir bünyede, daha önce çalıştığın şirkette taşıdığın anlam ve önemin %1'ine bile sahip olmadığını bilerek.<br /><br />Zor bir karar, ama sanırım o kararı vermekte ben zorlanmayacağım.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-16204255905036094972007-08-05T15:07:00.000+03:002007-08-05T15:24:19.178+03:00HAFTANIN OYUNU (6-12 Ağustos)Yok kardeşim... Yaprak kımıldamıyor piyasada. Alın size bu hafta çıkacak oyunlar, ama çok bir şey de beklemeyin. Haftanın oyunu ise, biraz aşağıda:<br /><br />PC<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6324">Top Trumps: Horror and Predators</a> - Kart oyunu<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=4897">Two Worlds</a> - Rol yapma oyunu<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=5801">Attack on Pearl Harbor</a> - Aksiyon<br /><br />PS2<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=3812">American Chopper 2: Full Throttle</a> - Yarış<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6474">Impossible Mission</a> - Aksiyon<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6325">Top Trumps: Horror and Predators</a> - Kart Oyunu<br /><br />Xbox 360<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6425">MotoGP '07</a> - Yarış<br /><br />Wii<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6504">Boogie</a> - Müzik oyunu<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6789">Ultimate Duck Hunting</a> - Avcılık<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=5579">Trauma Center: Second Opinion</a> - Simulasyon<br /><br />PSP<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=7005">Harvest Moon: Boy & Girl</a> - Eğlence<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=5690">Tomb Raider: Anniversary</a> - Aksiyon, adventure<br /><br />DS<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=5547">GoPets: Vacation Island</a> - Eğlence<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=5943">Glory Days 2: Brotherhood of Men</a> - Aksiyon<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=5985">Mega Man Star Force</a> - Aksiyon<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6355">Purr Pals</a> - Eğlence<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=7062">Super Fruitfall</a> - Zeka<br /><a href="http://www.tothegame.com/game.asp?id=6323">Top Trumps: Horror and Predators</a> - Kart oyunu<br /><br /><span style="font-size:180%;">VEE, BU HAFTANIN OYUNU:</span><br /><br /><span style="font-size:180%;">MOTOGP '07 (Xbox 360)</span><br /><br /><p align="left"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5095190524221229170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="194" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RrXAyUskiHI/AAAAAAAAAAk/AWeiaMR4KZU/s200/motogp07.jpg" width="332" border="0" /></p>Xbox 360'ı olan şanslı azınlık, bu haftayı tüm zamanların en iyi motorsiklet yarış oyunlarından birisi olan MotoGP'nin yeni versiyonuyla geçirebilir. Bu arada, oyun PC'ye de çıkacak ama Eylül'de.Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-81734854823566376292007-08-05T14:56:00.000+03:002007-08-05T14:57:11.356+03:00I’m back!Uzzuuun bir aradan sonra blog’umu özlediğimi fark ettim. Bu arada evlenmişim, dergiyle ilgili birkaç projeyi harekete geçirmişim, ama genel olarak tembellik etmişim. Bundan sonra fırsat buldukça blog’umu beslemeye yeniden başlıyorum… Arada bir uğrarsınız, değil mi?<br /><br />Bu aralar hiç, ama hiçbir şey çıkmıyor yeni oyun namına. Bu sayının giriş sayısında “oyun kuraklığından” bahsederken, Ağustos’un ilk yarısının Temmuz’dan beter olacağını da söylemiştim zaten. Ancaaak, 21 Ağustos’ta oyun sağanağı başlıyor. Yani şimdiden kumbaraları okşamaya başlayın, PC’ciler için upgrade, konsolcular için bir yeni nesil alma zamanı kapıda!<br /><br />Evet, bence de hoş bulduk!Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-51665107865113514012007-04-15T23:06:00.000+03:002007-04-15T23:14:23.786+03:00Uyyyku uyku... Bütün istediğim buydu...<a href="http://bp3.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RiKHkhTtKhI/AAAAAAAAAAc/PHKta3e2hI0/s1600-h/pika.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5053750793349179922" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RiKHkhTtKhI/AAAAAAAAAAc/PHKta3e2hI0/s200/pika.jpg" border="0" /></a><br /><div>Sevgili dostlar. Aylardır burayı ihmal ettim. Küstürdüm. Bir kısmınız kaldı geriye. Hatta belki de kendi kendime konuşuyorumdur. Ama özel hayatımla ilgili önemli bir karar almıştım ve bu kararımı uygulamak zamanımdan büyük ölçüde çalacaktı. Buna razıydım. Olmalıydım. </div><br /><div>Pazar gecesi pazar gecesi de söyleyecek önemli bir şeyim olduğundan gelmedim. Level Forumlarında STALKER başlığına cevap yetiştirirken kendi imzama tıkladım, utandım. Bari az önce duyduğum bir şeyi söyleyip, hepinizi derinden sarsıp, öyle yatayım istedim:</div><br /><div></div><br /><div>Bazı halk pazarlarımızda bir şeyler ters gidiyormuş. Gariban hamster'ları sapsarıya boyayıp, sırtına ve kuyruğuna da siyah bir çizgi atanlar varmış. Niye mi? Küçük çocuklara "Pikaçu" satmak için tabii ki! Eğer bu doğru ise, ben şu sağdaki galakside ineyim şoför bey! Ama önce gülme krizim geçsin! Pikaçu ha? HAHAAHAHAH!</div>Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-69680672566216072752006-12-28T16:10:00.000+02:002006-12-28T16:15:48.313+02:00Ülkelere göre oyun dünyası<div><em>Aşağıdaki yazıyı bu ayki Had Safhada için yazmıştım, ama yarım saatte biten bu yazıyı hiç beğenmedim ve dergiden çıkarttım. Bu yüzden Ocak'ta Had Safhada bölümünde bir boşluk görürseniz şaşırmayın :)</em></div><br /><div></div><br /><div></div><br /><div><strong>ÜLKELERE GÖRE OYUN DÜNYASI</strong><br /><br /><strong>ABD:</strong> Oyun sektörünün iki kalbinden birisi burada atmakta (diğeri de Japonya’da). Sık sık ABD yapımı oyunlarda “kültür emperyalizmi” olduğundan şikayet ediyoruz, ama adamların fast-food’undan TV dizilerine, kıyafetlerinden müziğine kadar her şeyde var bu durum. Oyunlar da bundan nasibini alıyor ne yazık ki. Ama sektörün en büyük para kaynağı olduğu için, en yetenekli oyun yapımcılarını, haliyle en iyi oyunların yapımını elinde bulunduruyorlar.<br /><br /><strong>JAPONYA:</strong> Japonların oyun dünyası ise bambaşka. Muhtemelen adını dahi duymadığınız bir düzine yeni oyun çıkar bu tuhaf memlekette. Sony ve Nintendo’nun ana vatanı olduğu için, içinde konsol olmayan bir ev yok gibi. Anime kültürü oyunlarıyla ister istemez karıştığından, bu kültürden hoşlanmayan oyuncular köşe bucak saklanır Japon oyunlarından. Ama bir kez sevmeye başlarsanız Japon oyunu, bağımlısı olursunuz. Oyunlarda şiddetten çok arkadaşlık, sevgi, dünyaya önem verme, gelecek nesillere öğüt verme, hayatın anlamı gibi öğelere önem verirler. O şirin grafiklerinden beklemeyeceğiniz derinlikte hikâyeleri vardır oyunların genellikle.<br /><br /><strong>FRANSA:</strong> Bir ara birbirinden iğreti adventure oyunlarından başka bir şey çıkmazdı bu ülkeden. Son Fransız hükümeti destekledi ve bazı Fransız firmaları “yür ya kulum” moduna girdi. Bunların başında da Ubisoft gelmekte. Kanada’da ve Şangay’da kocaman iki bina kiralayan Ubi, tüm oyun yapım ekiplerini buralarda çalıştırmakta. Ubisoft olmasa Fransa’da yine iğreti adventure oyunlarından başka bir şey çıkmazdı diyor ve geçiyorum…. Dö la dö la dö…<br /><br /><strong>ALMANYA:</strong> Tuhaf bir memlekettir. Dünyanın en güçlü PC oyun sektörüne sahip olsa da, sürekli oyunlarla ilgili bir şeyleri yasaklar Alman hükümeti. En son, şiddet içeren tüm oyunların yasaklanması gündeme geldi. Ansiklopedi gibi oyun dergileri vardır. Her iki Alman oyunundan birisinin “şehir veya kasaba kurma stratejisi olmak zorundadır” diye bir kural olduğundan şüpheleniyorum.<br /><br /><strong>RUSYA:</strong> Bizdeki kopya oyun sektörü kötü mü zannediyorsunuz? Bir de şunu dinleyin: Rusya’da kopya oyun sektörü o kadar beter durumda ki, ne hükümet, ne de oyun yapımcıları onların bileğini bükemediğinden, ellerini öpmeye karar verdiler. Evet, artık tüm dükkanlarda orijinal oyunlarla birlikte kopya oyunlar yan yana satılmakta. Orijinal oyunları kopyalarla rekabet edebilmesi için de ilginç bir yöntem geliştirildi: DVD kutusuz satılan oyunların fiyatı, CD başına belirleniyor. Bir CD’lik oyunlar 5 dolarken, dört CD’lik bir oyunun orijinal fiyatı 20 dolar. Rusya’da çıkan tüm oyunlardan İngilizce opsiyonu bu yüzden çıkartılıyor ki, oradaki açık gözler 5 dolara aldığı orijinal oyunu Türkiye gibi komşu ülkelere 50 dolardan satmasın.<br /><br /><strong>İNGİLTERE:</strong> Avrupa’daki oyun piyasasının kalbi konumunda. Oyun sektörü bakımından ABD’den çok da farkı yok. Türkiye’ye de orijinal oyunlar buradan gelir.<br /><br /><strong>GÜNEY KORE:</strong> Şöyle bir gerçek var kabul etmemiz gereken: Güney Kore’liler manyak. Kesinlikle normal değiller. Söyleyin bana, hangi ülkede 24 saat yayın yapan bir “Starcraft maçları” konulu televizyon kanalı vardır? Hangi ülkede, “oyun turnuvalarında ülkesini çok iyi temsil ettiği için” bir oyuncu askerden muaf tutulmuştur? Hangi ülkede her 15 günde bir yeni bir devasa online oyun çıkar? Şaşırmış bu Güney Koreliler canım!<br /><br /><strong>ÇİN:</strong> 1.5 milyar insanı klavye başına koysanız, hepsi rastgele bir şekilde tuşlara bassa, birisinin çalışan bir oyun programlaması ihtimali… Yok tabii ki. Ama bu kadar kalabalık bir ülke, her alanda olduğu gibi, oyun sektöründe de dünyayı tehdit etmeye başladı. Hızla zenginleşen, hızla internet ağını genişleten ülkede, hem oyun oynayan, hem de oyun hazırlayan korkunç bir güruh var. Oyun yapımı konusunda kendilerini o kadar hızla geliştiriyorlar ve oyun yapım maliyetleri de o kadar düşük ki, birçok büyük batılı firma, oyunlarını Çin’de yaptırmanın yollarını arıyor. Örneğin, Ubisoft’un ikinci büyük stüdyosu da Çin’de. Bizim Türk yapımı Hükümran Senfoni’nin oyun içi karakter ve animasyonlarını da bir Çin firması taşeron olarak yapmakta.<br /><br /><strong><a href="http://bp1.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RZPRee4fp4I/AAAAAAAAAAM/brvxNigIElY/s1600-h/qop_ania.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5013581131809793922" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_oeCrqDQZqII/RZPRee4fp4I/AAAAAAAAAAM/brvxNigIElY/s320/qop_ania.jpg" border="0" /></a>İRAN:</strong> Hiç aklınıza gelir miydi, İran’da Türkiye’deki kadar, hatta daha aktif bir oyun sektörü olabileceği? Ama öyle. Onlarda da World Cyber Games düzenleniyor, tüm Arap ülkelerine satılan en az bir oyun çıkıyor her yıl. En başarılı oyunları da, İran’ın gizemli geçmişini araştıran iki gazeteci olan Arashk ve Leyla’nın maceralarını konu alan Quest of Persia serisi. Yalnız İran’lılar Prince of Persia’dan pek hoşlanmıyor ve oyundaki atmosferin İran’ı değil, daha çok Arap havasını taşıdığını düşünüyorlar. İlginç, demek ki kumdan yaratıklar dolaşıyor Arap çöllerinde.<br /><br /><strong>TÜRKİYE:</strong> Şu ana kadar yaklaşık bir düzine olan “ticari” Türk oyunlarını ilk görüşte tanımak çok kolay. Oyunda, içinde televizyon olan ilk odaya girin. Eğer TV’nin üstünde dantelli örtü varsa, evet, elinizdeki Türk yapımı bir oyundur. Her ne kadar Türkiye içinde üretiliyor olmasa da, bu özelliği Crysis’te de görmek istiyoruz. TV’yi oyun içinde koyacak yer bulunamazsa, dantelli örtüleri uzaylıların “ExoSkeleton”larının üstüne de serebiliriz. Her türlü…</div>Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-64499595015056231442006-12-23T18:56:00.000+02:002006-12-23T19:00:24.223+02:00Herkese selam olsun benden!Uzun süredir blog'uma girdi yapamıyorum. Bir yandan LEVEL forumlarındaki, dergi ile ilgili şikayetleri dinleyip, bunları 10. yıl sayımızdaki müthiş hediye ve sürprizlerle eş zamanlı olarak en uygun şekilde nasıl uygulayacağımızı belirlemeye çalışıyorum. Bir yandan da özel hayatımla ilgili bazı değişikliklere hazırlık yapıyorum. Ve bu yüzden, blog'a herhangi bir şey yazma fırsatım olmuyor. Bazen, düşünmeye nasıl fırsat bulduğuma bile şaşırıyorum yani, o haldeyim.<br /><br />Yani diyorum ki, çok yoğunum a dostlar. İmdak!Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-21508426.post-84770128388344403162006-12-02T15:58:00.000+02:002006-12-02T16:04:39.870+02:002007'nin en iyi oyunu şimdiden belli olabilir mi?Evet , çok şaşıracağınızı biliyorum ama şöyle bir durum var: Biz gözümüzü yeni nesil konsollara, Windows Vista'ya, MGS 4 ve Crysis'e dikmişken, dünyanın bir yerinde, birileri, tüm zamanların en iyi oyununu yapmaktaymış. Hem de hiç kimseye hissettirmeden. Hiç kimseye...<br /><br />Oyun dünyasının tüm duayenlerinin, Kojima'nın, Carmack'ın, Meier'ın hayallerinde bile göremeyecekleri bir teknoloji, bir tasarım harikası olan bu oyunun ismi, Hamster Quest: Wheel of Respite.<br /><br />Senaryosunu Wachowski kardeşlerin yazdığı, aksiyon sahnelerini John Woo'nun bizzat, kendi eliyle yönettiği, karakter animasyonları için Motion-Capture'ın birkaç gömlek üstü olan "Hamster Capture" teknolojisinin kullanıldığı bu oyun çıkınca, tüm dünyanın gözü üstünde olacak.<br /><br />Oyun yapımcılarının işi artık çok, ama çok zor. Çünkü çıkan her yeni oyun, gerçekçilik ve atmosfer olarak böylesi bir oyunla karşılaştırılmaktan kurtulamayacak. Vah olsun, vahlar olsun!<br /><br />2007'nin, hatta belki de son 10 yılın en iyi oyunu olmasına kesin gözüyle baktığım HQ:WoR'un fragmanı için aşağıya (veya <a href="http://www.youtube.com/watch?v=rIP7djqpeK0">buraya</a>) tıklayın. Ama göreceklerinize hazır mısınız? Bilmiyorum. Bilmiyorum...<br /><br /><a href="http://www.youtube.com/watch?v=rIP7djqpeK0">Aşağıya</a><br /><br />Buna da tıklayabilirsiniz, ama pek bir şey olmaz...Blaxishttp://www.blogger.com/profile/15251334978162566285noreply@blogger.com